Nilgün Serimoğlu Yazıları

Dinler, Doktrinler ve tüm yaptırımlar.

Kurallar üreten düşünce biçimlerinin ilk ortak noktası bir gereksinimden doğmuş olmalarıdır. Ortamlar barındırdıkları bilinçlerle birlikte doğal olarak derin bir döngü içerisinde durgun bir gelişim gösterirler. Aslında yalnızca var olan koşulları bir plan dahilinde detaylandırırlar. Artık gelişim, değişim evrensel bir ritimle, tamamen doğal aşamalarla gerçekleşir. Bu tarz gelişimin zaman çizgisiyle bir sorunu yoktur. Zaman ve evrensel zihin böyle ortamlarla uzlaşma halindedir. Böylece bir sonraki aşamaya sorunsuzca ulaşılır.
Fakat bir ortamda ve onu oluşturan bilinçlerde birçok nedenle kaoslar, çalkantılar oluşabilir. Dingin, durgun bir denizin dalgalanması gibi bilinçleri birbirlerine ve yaşadıkları ortama bağlayan koşullar geçerliliğini yitirebilir. Bilinçler arası iletişim ve uzlaşmanın yok olduğu yerlerde odak noktalarını yitiren varlıklar yok olmamak için yeni düzenlemelere ve yeni ortak düşünme biçimlerine gereksinim duyarlar.
İşte böyle zamanlarda yeni dinler ve düşünce sistemleri ortaya çıkar. Yeni ortak odak noktası oluşturmak için doğan bu oluşumlar doğal yollardan ortaya çıkmadıkları için kendi ortamlarına göre ne kadar bilge olurlarsa olsunlar evrensel bilgeliğe, evrensel döngünün bilgisine sahip olmayan kadrolarca kurallandırılıp, uygulamaya koyulurlar. Bu durumda yalnız geçici çözümler üretebilirler.
Eğer bu yeni oluşumlar birden fazlaysa bu düşünce biçimleri birbirleri ile savaşa girerler. Bu mücadele onların çoğu zaman saflıklarını yitirmelerine, var oluş nedenlerinden uzaklaşmalarına neden olur. Ucuz promosyonlar, özendirici ama gerçek olmayan vaatler küçük odaklı beklentiler, savunmaya geçilemeyecek korkular, cezalar üretirler.

Nilgün SERİMOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir