Nilgün Serimoğlu Yazıları

Şeytanla Sohbet

“Şeytan diyor ki !.    Ne diyordun?”

“ Ben mi ?.  Ne diyim abi ? Hem bana ne senin karışık işlerinden. Siz zaten hep saçma sapan işler düşünür, sonra suçu bize atarsınız ,  “şeytan dürttü “  dersiniz. Bizim kimseyi dürttüğümüz falan yok .”

“İyi….. Tamam tamam… Madem bir şey demeyeceksin, ne dikiliyorsun başımda?”

“Beni sen çağırdın. Zaten zamanım da yok. Ekstram var bu akşam. Tatlı bir iş …. Daha ekip toplamam lazım. Kalabalık olmamız gerekiyor.”

“Ne işi imiş bu?”

“Kumar işi abi !. İnsanlar ne zaman kumara otursalar, birbirlerine  “şeytanın bol olsun “ diyorlar. İyi de… Bu zamanda öyle bol bol şeytan bulmak zor. Hepsi meşgul. Bazıları eğitimde. Minik şeytanları eğitiyorlar.”

“ Cehennemdeler yani.”

“ Yok, artık eğitimler dünyada yapılıyor.  İnsanları seyrettiriyoruz onlara. Çok şey öğreniyorlar. Onları maçlara, kumarhanelere, mahkeme salonlarına, üniversite kapılarına, borsaya falan götürüyoruz. Ama küçükler bazen sizinkilerle bizimkileri karıştırıyorlar. Aranızda öyleleri var ki, bizi bile yanıltıyorlar. Galiba  “şeytan doğulur, sonradan olunmaz “ kuralı değişti. Sonradan olunan her şeyde olduğu gibi bunlar da en koyusundan. Üstelik bizde şeytanlığın da bir ahlakı vardır. Onlar kural tanımadan şeytanlık yapıyorlar. Hiçbir değeri umursadıkları yok.”

“Merak etme artık insanlığın da bir kuralı kalmadı. Bazıları sizin safa geçmeden başarıyor bu değer çökertme işini.”

“Buraya kadar gelmişken sizin komşu Osman beyi de bir göreyim bari.”

“ Neden?   Tanır mısın Osman Beyi?”

“ Tanımam ama namını duydum. “Şeytanı suya götürür, susuz getirir “ dediler. Onunla çıkıp bir hava alayım diyorum. Nasıl olsa su ile bir işim yok.”

“Neden öyle acayip yürüyorsun?

“Geçenlerde birisi bana pabucumu ters giydirdi de ondan. Ama ben de şeytansam intikamım acı olacak”

“  İyi… Sen gidebilirsin. Şunun şurasında küçük çapta birkaç kurnazlık düşünüyordum. Sana gerek yok kendim halledebilirim.”

“Zaten senin şeytanlıkların önemsiz şeyler. Yoksa benim gibi stajyeri gönderirler miydi? Üstatlar gelirdi.”

“Bak egom inciniyor ona göre… Şeytanın bile dandiği geliyor bana. Acaba şöyle saygın bir dolandırıcılık mı planlasam? “

“Öyle bir niyetin varsa başlangıç olarak bir tel şeytan tüyü verebilirim. Ona yetkim var… O zaman caziben artar parti bile kurarsın. İşte o zaman en baba şeytanlar senin yanında göreve çıkar.  Cehennemde efsane olursun be abi…”

“Sen acemi şeytansın yani…”

“ Evet yakın zamana kadar iç şeytanıydım.”

“ İç şeytanı da mı var?”

“ Evet her insanın içinde yumurta halinde iç şeytanları vardır. Kimisi o yumurtaları besler, günün birinde çatlatır. O zaman civciv şeytanlar dışarı çıkar, gerçek şeytanlar tarafından korumaya, eğitime alınırlar.”

“Ya adam yumurtayı beslemezse n’olacak?”

“Az da olsa bu durumlara rastlanıyor. Böyle kötü (!) insanlar çıkıyor arada. Hiç muzır bir şey düşünmeyen adamın içindeki şeytan yumurtaları beslenemiyor ve öylece bayatlayıp gidiyor. Çok acıklı…”

“Tamam, git başka yerde ağla…  Kumar işi n’oldu?”

“O iş tamam…  Gidiyoruz bu akşam. Çok eğleniyoruz. Oraya gelen kibar bayların bayanların bir saatten sonra birbirleri ile değil, yalnızca bizimle konuştuklarını bilir miydin? Kazanmaya ya da kaybetmeye başladıklarında  ki…. Arada hiç fark yoktur. İçlerinde uyuyan iç şeytanları uyanır. İşte o zaman biz de oyuna katılır, birlikte oynarız. Bu her tür kumarda aynıdır. Bir süre sonra kaçınılmaz biçimde şeytanla oynamaya başlarsın. Oyun sonrasında evlerine dönerken düşünürler , “Kazandım, neden mutsuzum? “ veya  “Herkes kaybetti. Peki… Kim kazandı? “

“ Kim kazanır ?”

“ Ben… Biz… İnsani değerlerin yitirildiği her kumar masasında daima şeytan kazanır”

 

Yukarıdaki söyleşide görüldüğü gibi şeytan her zaman yalan söylemez. Öyle zamanlar olur ki, yaşamlarımız, değerlerimiz kaçınılmaz biçimde kumar masalarına sürüklenebilir. Yine de insan niteliklerimizi kaybetmeden, sağduyumuza sahip çıkabilirsek, belki de şeytanı oyun dışı bırakabiliriz. İçimizdeki şeytanı yok edebilirsek, ona yenilmezsek gerçek şeytan kazanabileceği bir kumar masası bulamaz. En azından ortağı biz olmayız. “ Her şeye rağmen kazanmak…“  Bizi anlamsız kumarlara iten çoğu kez içimizdeki bu yanlış programdır. Oysa yeni yazılımlara gerek var. Daha olumlu, kimsenin kaybeden olmadığı iç programlara …. Hırs, açgözlülük, bencillik canavarına yenilmeden, takım halinde koşabileceğimiz yeni kulvarlara gerek var.

Yeni yaşam yarışımızda hepimize iyi şanslar… Sağduyumuz bol olsun, şeytanımız değil…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir